"Biz Birlikte Güçlüyüz!"

EŞİTLİK DEĞİL, ADALET!

EŞİTLİK DEĞİL, ADALET!

EŞİTLİK DEĞİL, ADALET!

 

Türkiye’de Dil Politikalarında Adaletli Bir Sürecin Tesisi ve Zaza Dili Gerçeği

 

1. Türkiye Halkının Ortak Paydası ve Türkçe’nin Birleştirici Gücü

 

Türkler, Zazalar,  Kürtler, Araplar, Lazlar, Çerkezler, Gürcüler…

Kısacası Türkiye’nin bütün renkleri, bu ülkenin zorunlu ve ayrılmaz unsurlarıdır.

Bu toplulukların her biri Türkiye Cumhuriyeti’nin asli kurucu bileşenidir.

 

Türkçe, Türkiye halkının ortak ve birleştirici dilidir. Türk Milleti’nin tüm fertleri için birliğin, egemenliğin ve millet bilincinin dilidir.

Egemenlik Türkiye halkının oluşturduğu Türk Milleti’ne ait olduğu için, milletin dili olan Türkçe de egemen tek dildir.

Bu nedenle Türkçe’nin resmî ve eğitim dili olarak korunması, devletin bekası ve milli bütünlüğün harcıdır.

 

Bu konuda hiçbir itiraz yoktur; Türkçe dokunulmazdır.

Ancak Türkçe’nin bu dokunulmaz ve birleştirici statüsü, bu ülkenin başka kadim dillerinin inkâr edilmesini değil, adaletle yaşatılmasını gerektirir.

 

2. Eşitlik Değil, Adaletli Bir Süreç İşlemeli

 

Eşitlik, herkese aynı kuralı uygulamak olabilir.

Ama adalet, herkesin hakkını kendi yerinde ve kendi gerçekliğiyle teslim etmektir.

 

Türkiye’de yıllardır süren dil tartışmaları, çoğu zaman “eşitlik” söylemi altında farklı kimliklerin özgünlüğünü gölgelemiştir.

Oysa devlet, eşitlik değil, adaletli bir dil politikası izlemelidir.

Türkçe devletin dili olarak korunurken, diğer yerel dillerin bilimsel, kültürel ve toplumsal gerçekliği de tanınmalıdır.

 

Adalet, birliği zedelemez; adalet birliği güçlendirir.

 

3. Zaza Dili: Bilimsel Gerçek ve Tarihî Hakikat

 

Zazaca (Zazakî, Dimilî), Hint–Avrupa dil ailesinin İranî koluna ait bağımsız bir dildir.

Ne lehçedir, ne ağızdır; müstakil bir dildir.

 

Bu tespiti yüzyılı aşkın süredir birçok dilbilimci açık bilimsel verilerle ortaya koymuştur:

 

Oscar Mann (1906) – Kurmançi ve Sorani’den farklı bir gramer sistemiyle bağımsız bir İranî dil olduğunu kanıtladı.

 

Karl Hadank (1919) – Materialien zur Kenntnis der Zaza-Sprache adlı eserinde, Zazaca’nın ses yapısı ve çekim sistemi itibariyle Kürtçeden ayrıldığını ortaya koydu.

 

Vladimir Minorsky (1943) – Encyclopaedia of Islam’da Zazaca’yı Kürtçeden ayrı bir dil olarak sınıflandırdı.

 

David N. MacKenzie (1961) – İran dilleri sınıflamasında Zazaca’yı “Northwestern Iranian Languages” içinde bağımsız başlık altında gösterdi.

 

Yoshie Kojima (1984) – Zazaca’nın Kurmancî ve Sorani’den tamamen farklı, Goranî ile kısmi benzerlikler gösteren müstakil bir dil olduğunu vurguladı.

 

Pierre Lecoq (1999) – Les Langues Iraniennes adlı eserinde Zazaca’yı ayrı bir dil ailesi dalı olarak tanımladı.

 

Joyce Blau (2003) – Kürt dilleri üzerine çalışmasında, Zazaca’nın Kürtçenin alt kolu sayılamayacağını açıkça belirtti.

 

Zülfü Selcan (2008) – Grammatik der Zaza-Sprache adlı kapsamlı eseriyle, Zazaca’nın sistematik olarak bağımsız bir dil yapısına sahip olduğunu belgeledi.

 

Hakkı Çimen (2012) – Türkiye’deki Zaza dili araştırmalarında, Zazaca’nın tarihsel köklerini Deylem ve Gilan bölgesine dayandırarak dilsel özgünlüğünü kanıtladı.

 

Ethnologue (2024 baskısı) – Zaza dilini ayrı ISO kodu (zza) ile kayda geçirmiştir.

 

Bu bulgular, Zazaca’nın Kürtçenin lehçesi değil, bağımsız bir dil olduğu yönünde bilimsel konsensüs oluşturmuştur.

 

4. 2014 TBMM Çözüm Komisyonu ve Bilim Dışı Karar

 

2014 yılında TBMM’de oluşturulan “Çözüm Süreci Komisyonu”, hiçbir bilimsel rapora dayanmadan, tamamen siyasi baskıların etkisiyle, Zazaca’yı “Kürtçenin lehçesi” olarak nitelendirmiştir.

 

Bu karar:

 

Dilbilimsel gerçeklerle çelişmekte,

 

Zaza kimliğini Kürt kimliği altına sokmakta,

 

Milli Eğitim müfredatında ve seçmeli derslerde bilim dışı bir tanımın yerleşmesine neden olmaktadır.

 

Bu durum, yalnızca Zazaların kimlik hakkına değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin bilimsel ve adalet temelli devlet anlayışına da zarar vermektedir.

 

5. Zazalar’ın Talebi: Eşitlik Değil, Adalet

 

Zazalar, hiçbir halkın karşısında veya yanında değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve onurlu vatandaşları olarak kendi hakikatlerinin tanınmasını istiyor.

Bizim talebimiz ayrılık değil, adalettir.

Bizim talebimiz eşitlik değil, hakkın yerini bulmasıdır.

 

6. Adaletli Dil Politikası İçin Somut Adımlar

 

1. MEB Müfredat Düzenlemesi:

“Yaşayan Diller ve Lehçeler” müfredatında Zazaca (Zazakî), “Kürtçe-Zazaca” başlığı altından çıkarılıp müstakil bir dil olarak yer almalıdır.

 

2. YÖK ve TDK Düzenlemesi:

Zaza Dili ve Edebiyatı bölümleri üniversitelerde bağımsız statüye kavuşturulmalı, TDK’da Zazaca ayrı bir dil koduyla işlenmelidir.

 

3. RTÜK ve TRT Politikası:

TRT Kürdi’deki Zazaca yayınlar bağımsız bir kanal veya yayın birimi olarak düzenlenmelidir.

 

4. UNESCO ve Kültürel Koruma:

UNESCO’nun “Yok Olma Tehlikesi Altındaki Diller” listesinde yer alan Zazaca’nın korunması için Türkiye, sözleşme yükümlülüklerine uygun bir ulusal dil koruma planı hazırlamalıdır.

 

7. Sonuç: Adalet Devletin Asaletidir

 

Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini sağlayan temel unsurdur;

Zazaca ise bu ülkenin kadim zenginliğidir.

 

Türkçe’nin dokunulmazlığı ile Zazaca’nın özgünlüğü çatışmaz; tam tersine, adaletle yan yana var olabilir.

Adaletin olmadığı yerde birlik zayıflar; adaletin olduğu yerde ise kimlikler devlete güven duyar.

 

Zaza dili müstakil bir dildir.

Bu yalnızca bir dil meselesi değil; adalet, saygı ve hakkaniyet meselesidir.

 

 Eşitlik değil, adalet istiyoruz.

Zaza dili, Zaza halkının varoluşudur.

Bu gerçek, artık resmen tanınmalıdır.

 

                     Murat BUKAN

         Zaza Federasyonu Genel Başkanı


Paylaş