ZAZAKÎ (DIMILÎ): BİR DİLİN DEĞİL, BİR HALKIN VARLIK MÜCADELESİ
Türkçe Zazaki. Kürtçe. Farsça
11= Des u yo Yezdeh. Yâzdâh
12= Des u dı Dwezdeh. Dâwazdah
13= Des u Hirı Sizdeh. Sizdah
14= Des u Çaar Çardeh. Çhardah
15= Des u punc Panzdeh. Panzdah
16= Des u Şeş Şanzdeh Şanzdah
17= Des u Hot Xeftdeh. Xeftdah
18= Des u Heşt Xejdeh. Xejdah
19= Des u New Nozdeh. Nozdah
( Türkce - Zazaki - Kürtçe - Farsça hangisi benzerlik gösteriyor! )
"Bir halkın dilini yok etmek istiyorsanız, önce ona kendi dilinin aslında bir dil olmadığını kabul ettirin."
Tarih boyunca birçok halk, silahla değil; dili, kültürü ve hafızası hedef alınarak asimile edilmiştir.
Çünkü bir halkın hafızasını silmenin en etkili yolu, onun ana dilini değersizleştirmek ve zamanla kullanım alanını ortadan kaldırmaktır.
Zaza halkının yaşadığı en önemli sorunlardan biri de, Zazakî'nin (Dımilî) uzun yıllar boyunca "Kürtçenin lehçesi" veya "şivesi" olarak tanımlanmasıdır.
Zaza kimliğini kürt kimliğinin alt kolu gören, Zaza Dilini Kürtçe'nin Şivesi - Lehçesi olarak gören - göstermek isteyen çevreler, Tarihsel ve bilimsel olmaktan çok ideolojik ve siyasal saiklerle yaygınlaştırıyorlar.
Bu yalnızca bir terminoloji tartışması değildir.
Çünkü bir dile sürekli "lehçe" denildiğinde, o dili konuşan insanlar zamanla kendi ana dillerini ikinci sınıf görmeye başlar.
Çocuklar ana dillerini öğrenmez, aileler konuşmaktan çekinir, gençler kamusal alanda kullanmaktan utanır ve dil kuşaktan kuşağa aktarılamaz hâle gelir.
Böylece görünürde hiçbir yasak olmadan sessiz bir dil kaybı yaşanır.
Sosyoloji ve sosyal psikoloji açısından bakıldığında da, bir topluluğun dilinin sürekli küçümsenmesi, o toplulukta özgüven kaybına, kimlik karmaşasına ve kültürel yabancılaşmaya yol açmaktadır.
Pierre Bourdieu'nun "dilsel sermaye" yaklaşımı, dilin yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal saygınlık ve güç unsuru olduğunu ortaya koymaktadır.
Bir dilin değersizleştirilmesi, onu konuşan toplumun da toplumsal konumunu olumsuz etkileyebilir.
Dilbilim açısından ise Zazakî ile Kürtçe arasında belirgin yapısal farklılıklar bulunmaktadır.
Her iki dil; fonoloji, morfoloji, sözdizimi ve temel söz varlığı bakımından önemli ölçüde ayrışmaktadır.
Ana dili yalnızca Zazakî olan bir konuşur ile ana dili yalnızca Kürtçe olan bir konuşur, diğer dili ayrıca öğrenmedikçe doğal biçimde karşılıklı iletişim kuramaz.
Bu durum, dilbilimde iki konuşma biçiminin ayrı diller olarak değerlendirilmesinde dikkate alınan ölçütlerden biridir.
Uluslararası alanda Zazakî üzerine çalışan David Neil MacKenzie, Ludwig Paul, Garnik Asatryan, Philip G. Kreyenbroek ve diğer birçok araştırmacı, Zazakî'nin tarihî gelişimi ve dilsel özellikleri üzerine önemli çalışmalar yayımlamıştır.
Bununla birlikte, akademik literatürde Zazakî'nin sınıflandırılması konusunda görüş birliği bulunmaktadır.
Zaza toplumuna göre ise, "lehçe" söylemi sadece akademik bir tercih değildir; aynı zamanda Zaza kimliğinin görünürlüğünü azaltan ve kamuoyunda "ayrı bir Zaza dili yoktur" algısını güçlendiren bir yaklaşım olmuştur.
Bunun bölgede Kürt kimliğinin ve Kürtçenin tek temsilci kimlik ve dil olarak kabul görmesini kolaylaştırdığını son 40-50 yılda aşina olduk
Oysa dil, hiçbir siyasetin malzemesi değildir.
Dil, insanlığın ortak kültürel mirasıdır.
Bir dilin yaşaması ya da yok olması, yalnızca onu konuşan toplumu değil, bütün insanlığın kültürel çeşitliliğini ilgilendirir.
UNESCO'nun tehlike altındaki diller konusundaki çalışmaları da, her ana dilin korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunu ortaya koymaktadır.
Bugün yapılması gereken; Zazakî'nin bilimsel ölçütler çerçevesinde araştırılmasını desteklemek, eğitim, medya, akademi ve kültürel yaşamda kullanımını artırmak ve yeni kuşaklara aktarılmasını sağlamaktır.
Bir dil ancak konuşuldukça, yazıldıkça, öğretildikçe ve üretildikçe yaşayabilir.
Çünkü dil sadece kelimelerden oluşmaz; bir halkın hafızası, dünyaya bakışı ve geleceğe bıraktığı en değerli mirastır.
Dilini kaybeden bir halk, yalnızca kelimelerini değil; hafızasını, kimliğini ve tarihini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Bu nedenle Zazakî'yi yaşatmak, yalnızca bir dili korumak değil; binlerce yıllık bir kültürü, tarihî hafızayı ve bir halkın onurlu varlığını gelecek kuşaklara taşımaktır.
Murat BUKAN
Zaza Konfederasyonu Genel Başkanı